Orhan Miroğlu: Bölgedeki Şiddeti Anlamak İçin Son 40 Yılın Travmasını Görmek Gerekir
25 ve 26. Dönem AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, Bağımsız Türkçe'de sosyolog Vahap Uluç tarafından kaleme alınan ve Mardin merkezli artan şiddet olaylarını ele alan yazıyı değerlendirdi. Miroğlu, bölgede yaşanan şiddetin yalnızca aşiret yapısı, sülale bağları ya da sermaye birikimiyle açıklanamayacağını söyledi
Editör · Yayın: 1 Temmuz 2026, 12:57 · Güncelleme: 1 Temmuz 2026, 14:14 · 3 dk okuma
Sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı paylaşımda Miroğlu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yetişen genç kuşakların devlet ile PKK arasındaki çatışmalı ortamda büyüdüğünü belirterek, "İnsan onuru korunamadı ve ölümün, öldürmenin normalleştiği son kırk yılda öfke ve kızgınlıkla hareket eden bir toplum gerçekliği ortaya çıktı." ifadelerini kullandı.
Bölgede hemen her ailenin bir şiddet ya da ölüm hikâyesi bulunduğunu dile getiren Miroğlu, özellikle çocukların uzun yıllar devam eden çatışma ortamından derin şekilde etkilendiğini vurguladı.
Bu kapsamda, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde hendek olayları sırasında ateş hattından çıkarılan çocuklarla ilgili yaşadığı bir anısını da paylaşan Miroğlu, milletvekilliği döneminde psikologlarla yaptıkları toplantılarda bir uzmanın, çocukların en çok oyuncak silah istediklerini gözyaşları içinde anlattığını aktardı. O çocukların bugün yirmili yaşlarda olduğunu belirten Miroğlu, çatışma ortamının bıraktığı psikolojik travmaların hâlâ etkisini sürdürdüğünü ifade etti.
Miroğlu, siyasi şiddetin sona erdiği yönünde oluşan beklentiye rağmen toplumun geleceğe ilişkin belirsizlik yaşadığını belirterek, geçmişte devlet veya örgüt ekseninde şekillenen aidiyet duygusunun bugün yeniden aşiret, sülale ve Kürtçede daha geniş akrabalık ilişkilerini ifade eden "malbat" gibi yapılara yöneldiğini savundu.
Toplumun yeni güven ve aidiyet alanları aradığını ifade eden Miroğlu, bu süreçte gençlerin aidiyet duygusuyla hareket ederek şiddete sürüklenebildiğini belirtti.
Ekonomik nedenlere de değinen Miroğlu, bölgede sermaye birikimini düzenleyen kurumsal mekanizmaların yeterince gelişmediğini öne sürerek, kayıt dışı finansman ve tefecilik gibi uygulamaların yaygınlaşmasının alacak-verecek anlaşmazlıklarını derinleştirdiğini söyledi. Bazı ticari ihtilafların zamanla kan davalarına ve silahlı çatışmalara dönüşebildiğini ifade etti.
Bölgede husumetlerin sona erdirilmesi için çaba gösteren kanaat önderlerinin önemli bir görev üstlendiğini belirten Miroğlu, asıl hedefin olaylar büyümeden önleyici sosyal politikaların hayata geçirilmesi olması gerektiğini vurguladı.
Miroğlu, bölgede artan şiddetin çok boyutlu bir mesele olduğunu belirterek, konunun üniversiteler tarafından daha kapsamlı şekilde araştırılması ve bilimsel çalışmalarla ele alınması gerektiğini sözlerine ekledi.